Canlı Yayın
Dinlediğini Paylaş
Anasayfa Programlar Bestelenmiş Şiirler Bestelenmiş Şiirler

Bestelenmiş Şiirler

BESTELENMİŞ ŞİİRLER

 10.BÖLÜM

 Değerli Türkçe dostları, saygı ve sevgilerimizle sizleri selamlarken, Bestelenmiş Şiirler adlı programımızın yeni bölümüyle sizlerle karşılaşmanın heyacanı içerisinde olduğumuzu söylemek istiyoruz. Türkçenin Sesi Radyosunda, şiirlerin müzikle buluştuğu o anlara şahit olmaya çalışırken umuyoruz sizler de bizler gibi bir duygu yoğunluğu yaşıyorsunuzdur.  

 

Önceki programlarımızda belirttiğimiz gibi, Türkçenin bir medeniyet dili olmakla birlikte bir edebiyat dili olduğuna dair kolay örnekler ararsanız; Bestelenmiş Şiirler’de ilgilendiğimiz eserler buna en anlaşılır örnekleri sunacaktır.   

 

Bu hafta sadece Türk edebiyatının değil aynı zamanda Türk düşünce dünyasının en önemli simalarından biri olan o büyük insanı yani Mehmed Akif Ersoy’u yad etmeye çalışacağız. Bir inanç ve dava adamı olarak rahmetle andığımız, milletimizin istiklal mücadelesinde bir eylem adamı olarak en ön safta yerini alan şair, İstiklal Marşımızın yazarı olarak da adeta milletinin tarihinde ve gönlünde bayraklaşmıştır.

 

Mehmed Akif, ümmetin derdiyle dertlenmiş bir insan. Yazdığı şiirlerde yaşanan acılar, yenilgiler, yoksulluğumuz ve umut dile gelir. “Safahat”ta yer alan her bir şiirde devrin halleri adeta kelimelerle resmedilir.

 

Mehmed Akif, çağdaş tabirlerle çözümde görev alan, çözüm üreten mütefekkir bir şairdir. Duydukları, gördükleri kısaca yaşadıkları karşısında kayıtsız kalmamış, kalamamıştır. Yaşadığı dönemde olup bitenleri, eserlerine taşımış, üzerinde düşünmüş ve dersler çıkarmıştır. O, şiirini ‘samimiyet’ ve ‘gerçeklik’ üzerine kurmuştur diyebiliriz.

 

“Hayır, hayâl ile yoktur benim alışverişim…

İnan ki her ne demişsem, görüp de söylemişim.

Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek :

Sözün odun gibi olsun, hakikat olsun tek”

 

Bir ömür inandığı gibi yaşama çabasında olmuş ve şahsiyetli bir duruş sergilemiş şairi, Eşref Edip şöyle tarif eder: “Akif, sadece bir köşeye çekilip düşündüklerini ve duyduklarını yazmakta kalan bir şair değildi. Aynı zamanda doğru bildiği şeyleri yapmaya çalışan; hareketlerini samimi duygularına uygun düşürmeye uğraşan bir cemiyet adamıydı.”

 

Eserleri ile hayatını karşılaştırdığımız zaman şunu açıkça görüyoruz: Mehmed Akif, izzetli duruşunu bir ömür korumuş ender kahraman şahsiyetlerden biridir.

 

Değerli Türkçe Dostları şimdi dilerseniz Üstad Mehmed Akif’in “Safahat” adlı kitabının “Asım” bölümünde haksızlıklar karşısındaki duruşunu, tavrını açık ve çarpıcı mısralarla dile getirdiği şiiri olan ‘Zulmü Alkışlayamam, Zalimi Asla Sevemem’ adlı eserini önce seslendirelim ve ardından eserin bestelenmiş halini sizlere sunalım.

 

Şiir: Zulmü Alkışlayamam

Şair: Mehmed Akif Ersoy

Şiiri Seslendiren: Alper Tuna

Beste ve Yorum: Anonim-Koro

 

ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM

 

Zulmü alkışlayamam, zâlimi aslâ sevemem;

Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem

Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım…

-Boğamazsın ki !

-Hiç olmazsa yanımdan koğarım.

Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;

Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.

Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle,

Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle

Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?

Kesilir, belki, fakat çekmeye gelmez boyunum.

Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,

Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim.

Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım.

Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.

(…)

 

***

Sevgili dostlarımız bağımsızlık ve özgürlük düşüncesi Üstad Mehmed Akif’in adeta damarlarında dolaşan kan misalidir. Bu akış, kişiyi yerinde durdurmayan bir inanca dönüşmüştür. ‘İstiklâl’ kavramını her dem yüreğinde taşıyan Mehmed Akif , kelimenin tam anlamıyla ‘İstiklâl şairidir’. İstiklâl mücadelemizin ruh ve maneviyat cephesinde gösterdiği gayretlere tarih tanıklık etmiştir. Birlik ve beraberliğin sağlanması, düşmana karşı savaşılması hususunda yazıları, şiirleri ve vaazları ile olağanüstü bir çaba içersindedir.

 

İstiklâl marşımızda vurgulanan son mısralar gerçekten mefkuremizi özetler niteliktedir. “Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet; / Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl” Bu mısra veciz anlatımın doruğundadır. Başarmak için, zafere ulaşmak için önce inanmak gerekir, sonrası destansı bir mücadele ile kazanılan bağımsızlıktır.

 

“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

(…)

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!”

 

İstiklal Marşımızda ifade edilen bu cümleler Üstad Mehmed Akif’i de aşarak milletimize mal olmuş, değiştirilemez ve dönüştürülemez bir inanca dönüşmüştür.

 

Kıymetli dostlarımız, dilerseniz şimdi Üstad Mehmed Akif’in eserlerinden bir örnek daha verelim. Safahat kitabında yer alan ‘Bir Zamanlar’ adlı eseri önce şiir olarak seslendirelim ardından Uğur Işılak’ın beste ve yorumuyla şiirin şarkılaşmasına şahit olalım.

 

Şiir: Bir Zamanlar

Şair: Mehmed Akif Ersoy

Şiiri Seslendiren: Alper Tuna

Beste ve Yorum: Uğur Işılak

 

BİR ZAMANLAR

 

Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz

Gelmişiz, dünyaya milliyet nedir öğretmişiz!

Kapkaranlıkken bütün afakı insaniyyetin,

Nur olup fışkırmışız ta sinesinden zulmetin,

 

Yarmışız edvar-ı fetretten kalan yeldaları;

Fikr-i ferda doğmadan yağdırmışız ferdaları!

Öyle ferdalar ki: Kaldırmış serapa alemi;

Dideler bir cavidani fecrin olmuş mahremi.

 

Yirmi beş yıl, yirmi beş bin yıl kadar feyyaz imiş!

Bak ne ani bir tekamül! Bak ki: Hala mündehiş

Yad-ı fevka'l-ı i'tiyadından onun tarihler;

Görmemiş benzer o müdhiş seyre, hem görmez beşer,

 

Bir taraftan dinimiz, ahlakımız, irfanımız;

Bir taraftan seyfe makrun adlimiz, ihsanımız;

Yükselip akvamı almış fevc fevc ağuşuna;

Hepsi dalmış vahdetin aheng-i cuşu cuşuna,

 

Emr-i bi'l ma'ruf imiş ihvan-ı İslam'ın işi;

Nehy edermiş, bir fenalık görse, kardeş kardeşi.

Kimse haksızlıktan etmezmiş tegafül ihtiyar;

Ferde raci? sadmeden efrad olurmuş lerzedar.

 

Biz, neyiz? Seyreyle artık; bir de fikr et, neymişiz?

Din de kürkün aynı olmuş: Ters çevirmiş giymişiz!

Nehy-i ma´rûf emr-i münkerdir gezen meydanda bak!

En metîn ahlâkımız, yâhud, görüp aldırmamak!

 

 

Yıktı bin mel´un kalem nâmûsu, bizler uymadık:

"Susmak evlâdır´" deyip sustuk... Sanırsın duymadık!

Kustu bin murdar ağız şer´in bütün ahkâmına;

Âh, bir ses bâri yükselseydi nefret nâmına!

 

Altı yüz bin can gider; milyonla îmân eksilir;

Kimseler görmez! Gören sersem de Allah´tan bilir!

Sonra, şâyet, sahsının incinse, hattâ, bir tüyü:

Yer yıkılmış zanneder seyr eyleyen gümbürtüyü!

 

Kırkın aylıktan biraz, yâhud geciksin vermeyin;

Fodla çiy kalsın, ´pilâv bitmiş" deyin, göstermeyin,

Fes, külâh, kalpak, sarık vermiş bakarsın el ele;

Mi´delerden fışkırır tâ Arş´a aç bir velvele!

 

Ortalık altüst olurken ses çıkarmazdım, hani,

Öyle bir dernekte seyret gel de artık sen beni!

Göster, Allah'ım, bu millet kurtulur, tek mu'cize:

Bir "utanmak hissi" ver gâib hazînenden bize!

 

Değerli Türkçe dostları, Üstad Mehmed Akif’in milletine adanmış hayatını, hak ve hakikate olan sadakatini ve ölümsüz eserlerini anlatmak, tüm bunları programımızın kısa süresine sığdırabilmek mümkün değil. Onun verdiği inanç ve bağımsızlık mücadelesini, hayatını adadığı davasını sürdürmeye kararlı olduğumuzu söyleyerek programımızı sonlandırmak istiyoruz.  

 

 

Haftaya bir başka şairimizin eserlerini incelemeye çalışacağımız bir başka Bestelenmiş Şiirler’de görüşmek üzere. Saygı ve sevgilerimizle hoşça kalınız. 

PAYLAŞ
DEĞERLENDİRİN
YORUM YAP